12 Mart 2010 Cuma

CENNETİM OLUR MUSUN?



CENNETİM OLUR MUSUN?


Elini tutsam, dünyanın öbür ucuna benimle birlikte gelir misin? bekle desem, dünyanın bir ucunda beni bekler misin?

Denizimde fırtınalar çıktığında limanım olur musun? karanlık bastırdığında deniz fenerim, hava açınca yıldızlarım olur musun; bulutlar göğü kapladığında pusulam?

Mihengim, turnusol kağıdım olur musun? yüreğimin suyu bulandıkça onu durultacak iksirim?

Kapılar kapandığında kapım, yollar aşındığı vakit yolum, saklanmak istesem duvarım olur musun? özgürlüğüm ve mapusanem?

Üşürsem evim olur musun? yorganım, ana kucağım? çölümde vaha olur musun? vahamda hurma ağacım?

Dağın tavşanı, çölün ceylanı, gecenin hayalleri bağrına bastığı gibi beni bağrına basar mısın? şak şak yarılsa bile gökten umudunu kesmeyen kıraç tarlalar gibi umut bağlar mısın bana? gitmek istersem kanatlarım olur musun? kalmak istersem ayağımda prangam?

Hurilerim olur musun? kudret helvam ve bıldırcınım? soğanda sarımsakta gözüm yok, tih çölü sürgününde gözüm yok. ateş almaya gidersem, kırk vakit sonra dönsem bile aynı yerde beni bekliyor olur musun?

Kavmim beni terk ederse ve ben kavmimden kaçarsam, bir kez arkana bakmadan arkamdan gelir misin?

Ot bitmeyen bir vadide yalnızca Allah’a emanet edip gidersem, sen de beni kınamaksızın O’na güvenir ve sa’y eder misin?

Ümidimi kaybettiğim anda ümidim, neş’emi kaybettiğim zamanlarda coşkum, kalbim işgale uğrarsa halaskârım ve rehberim olur musun?

Arkadaşım, yoldaşım, sırdaşım, enîsim, huzûrum, sürûrum, nûrum, zînetim, nîmetim,

CENNETİM OLUR MUSUN?

9 Mart 2010 Salı

Ya Sabır...


Rasûlullah (sav) buyuruyor:
" En üstün ibadet, sıkıntı anında sabırla kurtulmayı beklemektir.."
(Beyhaki)

Noksanım, Eksiğim, Muhtacım...


NOKSANIM, EKSİĞİM, MUHTACIM...

İş bulamadığım günler oldu..
Aç kaldığım anlar oldu..
Utandığım zamanlar,horlandığım mekanlar oldu..
Belki bu yazıyı tamamlayamadan..
Belki yarın,öbür gün ama mutlaka bir gün..
Dört omuza,beyaz beze bürünüp kabre konucam..
İşte en muhtaç olduğum gün o gündür ..
Orda ümitler bitmiş..
Sevgiler yitmiş..
Sevgilerim çekip gitmiştir...
Noksanım,eksiğim,muhtacım..

Kapıların suratıma çarpıldığını..
Yüzüme nefretle bakıldığını..
İnsanların benden sıkılıdığını hatırlarım..
Ne yaparım çorbamı pişirmez,gömleğimi yıkamazsa karım..
Ne yaparım ihtiyarlayınca bana yüz çevirirse çocuklarım..
Noksanım, eksiğim,muhtacım..
Ama en muhtaç olduğum gün kabre konduğum gündür..

Amirdim dürüst ve güvenilir memura muhtaç oldum..
Memurdum amire muhtaç oldum..
Servetim oldu, istifade edebilmek için..
Zaman, zemin ve sağlığa muhtaç oldum..
Muhtaçlığım bitmedi
Hala eksiğim,
Hala noksanım,
Hala muhtacım,
Ama en muhtaç olduğum an kabre konduğum gün,
Kabre konduğum andır..

Gayrısı hikayedir,
Gayrısı yalandır,
Gayrısı bir ömür bile sürse aslında bir andır..
Noksanım,eksiğim,muhtacım..

Bülbül güle,ifadem dile,sağ elim sol ele muhtaç..
Secdem kapanan alnıma,kıyamım doğrulabilen bele muhtaç...
Mektubum pula,
Ayaklarım yola,
Çiçeğim dala,
Nefsim mala muhtaç...

Bir bardak suya hasret kaldığım,
Korkulu düşlerle uykumu böldüğüm,
Ayıbım ortaya çıkar diye yaşarken öldüğüm,
Aklımı oynatıp acınası halime güldüğüm günlerim oldu.
Hep noksandım,
Hep eksiktim,
Hep muhtaçtım,
İllede en muhtaç olduğum gün..
Kara toprağa gömüldüğüm gündür..

Hatırlıyorum yoğun bakımlarda kaldım..
Bir merdiven inemediğim..
Bir yanıma dönemediğim..
Bir dostuma bile güvenemediğim günlerim oldu..
O günlerimi bile mumla arıyacağım gün..
Kara toprağa gömüldüğüm gündür..

Bir lokma peşinde topaç edildim..
Kimi yerlerden haksız yere ihraç edildim..
Riyakar insanlara bile muhtaç edildim..
Evet eksiğim,
Evet noksanım,
Evet muhtacım,
Fakat en muhtaç olduğum an..
Kabre konduğum gün..
Kabre konduğum andır..

Çünkü orda ihtimaller bitmiş..
Ümitler yitmiş..
Servetim ve sevgilerim..
Alıp başını gitmiştir..
En garip ve muhtaç olduğum gün..
Kabre konduğum gündür..

EY NEFSİM!! HAZIR MISIN??

8 Mart 2010 Pazartesi

Bugün...


“Bugün hüznün hayale kuyu kazdığı gündür...
Bugün kederden sabrın bile bezdiği gündür..”




7 Mart 2010 Pazar

Gözyaşım Olur Musun..?



GÖZYAŞIM OLUR MUSUN…


Bir garip oldum bugünlerde. Hani ayağın boşluğa düşer gibi olur ya,. Hani bağırmak istersinde soluğun çıkmaz ya.. Ama sözünde gereklidir davaya, işte burada
dilimin tercümanı, soluğuma ses olur musun?

Yazın en uzun günün de, sıcağında kendine geldigi bir vakitte, bir yiğitlik yapsam oruçlara boyansam, iftarım olur musun?

Hani diyorum ki gönlüme.. Deli gönül senide kim seve?
Bu yanlışa kim düşe? Sana da kimler aça gönül denen hanesini, bir umut işte benimkisi.. Tüm utangaçlığınla, gizlisinden ama
Sevdalım olur musun?

Yine huzuruna çıksam yaradanımın, gereğini yapamamanın ezikliği ve utangaçlığımla
Bir sabah namazı vaktini seçsem tövbeye.. Sende benimle olur, alnımı koyduğum
Seccadem olur musun?

Ben bir yanım agrıdımı ona yönelirim hep.. Onsuz kelimelerimden utanmışlığım vardır..
Geceyi ve iki damla gözyaşımı da şahit katarım yanıma..
Ve yakarırım en içtenliğimle, dualarımı sunarım âcizane. Şimdi senide kattım içine
Dualarıma âminim olur musun?

Bir şiir olsam, umuda ve hasrete dair.. İçine de seni gizlesem,
Özlemle yazılmış cümlelerle donatsam, ünlemi de vuslat olsa
Okuyanım olur musun?

Gecenin karanlıgın da yolunu yitirenler, yıldızlara dalarmış.. Yönünü tayin edermiş göğün işaretlerinden. Şimdi ben ki bir meçhule düşmüşüm, yelken alabora. İşte burada bir ışık
Yolumun aydınlatıcı işareti
Yıldızım olur musun?

Keşkeli cümlelerin yoğunlaştığı, geri dönülmezlerin ağır bastığı hayatımda
Bir umut işte gelsem, içine baksam taa gözlerinin, ağlasam sonra
Gözyaşım olur musun.....?

Mehmet DEVECİ

5 Mart 2010 Cuma

Kuyular...

İnsan bir kuyuya düştüğünde, itenin ne önemi vardır ki...
Onu en çabuk şekilde dibe götüren, kendi ağırlığıdır...

John Webster

İnşirah.. İnşirah.. İnşirah...

BİR İNŞİRAH AYETİ KADAR SANA YÖNELMEYE GELDİM…


İnşirâh…İnşirâh…İnşirâh…Hâra düştüm,dilime kan değdi yüreğime od.. Dâra düştüm Ey Rab bana bir inşirah…Ah-u efgânımı bir dinleyiver, bu gece çok karanlık…Katran karası olmuş göğsümü bir açıver…Daraldım…Bir bakıver.. “Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?”(inşirah/1)
Genişlettin ey yar! Dünyadan bunaldığım her vakit, yağmur yağmur yüreğime, damla damla gözlerime düştün.. Semalarda yerim yok bilirim, arşlardan ta ki gönlüme düştün.. Yaralar bedenimde yol çizerken adeta, tuz değil, sen gönlüme tılsım sürdün.. Dünya zemininde ayaklarım kayarken bir bilinmezliğe, tut n’olursun bırakma bilmediğim alemlere…Gece ve ben iki biçâre yine kapındayım.Soluklanmak istiyorum Ya Rab! Gece yeminli konuşmuyor benimle.. Gece küskün bana, yalnız bıraktım onu gelirim diye.. Gitmedim ona Ya Rab! Geceler bensiz geçti, seccadeler eşsiz, yıldızlar yoldaşsız kaldı.. Geceye söz verdim gelirim diye, gitmedim.. İhanetim var ona.. Gece yeminli.. Ben sana bugün yalnız geldim.. Terkedilmiş sevdaların mekanından geliyorum.. Yıllanmış sevgilerin koynundan.. Ayrılıklardan geliyorum.. Yalnızlıktan…Gönlümün tenhasından geliyorum.. Gecenin günahlarımı örtmeyen mahremiyetinden geliyorum.. Dünyanın arkamdan yırttığı gömleğimle.. Kimsenin duymadığı ama kulağımı çınlatan aff sesleriyle geliyorum.. Ademin utangaç bakışlarıyla, Nuh’un terk-i diyarıyla bir yunus affı edasıyla geliyorum.. Daraldım Ya Rab! ‘kabul’ ümidinin ferahlığıyla geliyorum.. Yüreğim üşüyor artık, mahşeri bir yalnızlıkla geliyorum.. Aç Ya Rab n’olursun aç göğsümü tekrar bir köz değdir.. İçimin vahalarından kurtar beni.. İnşirah inşirah inşirah…Ayet ayet genişlet beni..
“Yükünü senden alıp atmadık mı? O senin belini büken yükü .. ”(inşirah/2) Attın ey yar! Ben bilemedim yükümün azaldığını ama sen hafiflettin beni.. Dünyanın omuzlarıma yüklediği bu ağırlık, yüzümü yere düşürmeye başlamışken, bu yükü benden alarak belimi sen doğrulttun.. Rükuya eğilen bir beden senin karşında yüce makama erdi.. Secdeye değen baş, merhametinle sana erdi.. Oysa ben bilemedim.. Kirlenmiş yüreğimle, sözlerimi dünyaya aşina ettim kapıldım bu misafirhanenin işvesine.. Şimdi temaşa bile edemiyorum masivayı.. Aydınlanmıyor gözlerim, yeşermiyor kırık düşlerim.. Yoksa Ey Rab ben, sen olan benliğimi çoktan mı tükettim…Züleyha kadar günahkarım,Yusuf kadar masum olmak isterdim oysa ama ben düştüğüm zindanda ezilecek kadar günah topladım.. Yüküm ağır…Tüm zerrelerim affına sığındı…Mecalsizim, hissizim, bir o kadar da cahilim…Al yükümü Ya Rab n’olursun al belimi büken bu yükü tekrar hafiflet beni.. Doğrult ki beni, yüzüm sana dönebileyim.. Elimi sana açabileyim.. İnşirah inşirah inşirah…Ayet ayet doğrult beni..
“Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi?”(inşirah/4)
Yücelttin ey yar! En şerefli varlık olarak açtım dünyaya gözlerimi.. Mahlukata halife eyledin.. İns-an makamında ruhuma can verdin.. Verdin de ben kıymetimi bilemedim.. Aklımı sürgün ettim mantığın hiç uğramadığı yalancı uğraşlara.. Her mevsim yağmur yağarken ruhuma, nadasa bıraktım kurak gönlümü.. Her insan ektiği biçer değil mi Ya Rab! Günah ektiğim bahçelerde kara güller büyüdü, kokusuz renksiz.. Işığım bir mumun aydınlandığı kadar, verdiğim bir aldığım kadar fakat ben olamadım bir senin bana biçtiğin değer kadar.. Biraz mağrur, biraz bizâr, biraz da kendimi şekva ile geldim.. Değersizliğimi bilerek, mecruh bir hal ile geldim işte…Sen şanımı yüceltirken, ben bir o kadar acziyetimle, nasır tutmuş ayaklarımla, kör olmuş gözlerimle, karalanmış hanemle geldim.. Kalbimi avcuma sıkıştırarak, rengini kimse görmesin diye saklayarak getirdim.. Amansızım, dermansızım, fermansızım.. N ’olurs un Ya Rab yeniden yücelt beni gönül gözümden geçir beni.. Gözyaşına gark eyle beni eyle ki insan bileyim kendimi.. İnşirah inşirah inşirah ayet ayet yücelt beni.. “Yalnız Rabbine yönel.” Hayatın koylarından çıkıp senin limanına yöneldim Yar Rab!Sen ki sana gelmeyene dahi lütfederken, bilirim geri çevirmezsin beni kapından.. Nihayetsiz acziyetimle, dünyevi arzuların kıvrımlarından, yokuşlu yollarından, ben kendimden geçerek sana geldim bu gece.’kün’ diyerek eyleyiverirsin diye bir ferman, ben ahvalimi dökerek sana geldim Ya Rab!.Benim sana anlatmaya halimi kelama ne hacet, sen beni bilirsin benim halim zaten aşikâr.. Kurtar n’olursun bitsin artık bu esaret! Nefsanîyetin haysiyetini huzurda kırmaya geldim.. Bakıp görmeyen gözlerimi sende açmaya, atıp yanmayan kalbimi sende yakmaya, her boşluğa sayan ama her daim seni anmayan dilimi konuşturmaya, sana muhtaçlığın şerefini başıma taç etmeye geldim.. Sevdası her şeyden âlâ n’olursun aç yüreğimi ben senden bir inşirah istemeye geldim…İnşirah inşirah inşirah ayet ayet ferahlamaya geldim.. N’ola ahh n’ola Ya Rab , ben sende kalmaya geldim.. Bir inşirah ayeti kadar sana yönelmeye geldim…

4 Mart 2010 Perşembe

Cuma...


Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“ Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.”
(Cuma, 9)

Tamam Gidiyorum...




Tamam Gidiyorum..


Nasılsa beni senden soracak hiç kimsemiz yok..

Nasılsa beni yolcu etmen için hazırdır nedenlerin..

Merak etme beni..

Nasılsan öyledir halim..

Yanında olamayacağım her mesafede..

Saçına dokunma isteğimin ihtimali dahi yok artık..

Bu yüzden önemi de yok nerde olacağımın..

Ve seslenen sen olmayacaksın madem..

Bana sanıp adımı duyacağım hiçbir yöne kalbim çarpmayacak..

Siyah şimdi daha mı çok yakışacak bana..

Oysa ne çok dilerdim geceyi kıskandıran gözlerine bürünmeyi..

Kaç bin adım sonra hayalin silinir gözlerimden..

Peki üç cümlenin birinde adını anma alışkanlığım tükenir mi ?

Bahardı gözlerin..

Şimdi takatim yeter mi boynuma kadar kış mevsiminden geçmekten..

Elime dahi dokunmadan nasıl verdin bana bu şekli..

Sen varsın..

Gerçeksin madem..

Nasıl benden bahsedebiliyorum..


Ardından kaç yıl sonra yollarsın sende kalan aklımı..

Aklım bulunca tanır mı senden geriye enkaz kalmış beni..

Şimdi yetimler mi muktedir ruhumu teskin etmeye..

Nasıl bir sensizliğe düştüm ki..

Dünya koca bir çukur gibi bedenime..

Allah aşkına değmesin saçlarına artık şimal rüzgârları..

İzin verme..!

Bilirim kokunun aşamayacağı uzaklık yok..

Bilirim gelirde beni kefenler nefesin..

Ölmemi istemezsin..

Şimdi dokunman gereken alnıma duvarlar çarpar..

Nerdesin..!


Mehmet ERCAN

2 Mart 2010 Salı

Hayırla Yaşamak...

Rasûlullah (sav) buyuruyor:
“Mü’minlerin îmân bakımından en mükemmeli, huyu en iyi olanıdır. Hayırlınız, kadınlarına karşı hayırlı olanlardır.” (Tirmizî, Radâ` 11. Ebû Dâvûd)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...