Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedinil fâtihı limâ uğlika vel hatimi li mâ sebeka ven nâsırıl hakkı bil hakkı vel hâdi ila sırâtıkel müstekıymi sallellahü aleyhi ve ala âlihi ve ashâbihi hakka kadrihî ve mikdârihil aziym*
DUA VAKTİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DUA VAKTİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Mayıs 2011 Çarşamba
13 Mayıs 2011 Cuma
Seyyidül İstiğfar...
Peygamber Efendimiz “Her kim, bu duâyı inanarak sabahleyin okur da o gün akşama çıkmadan ölürse o kimse cennetliktir.
7 Aralık 2010 Salı
6 Aralık 2010 Pazartesi
Sene Sonu Duası...
NOT : 6 ARALIK 2010 PAZARTESİ GÜNÜ İKİNDİ İLE AKŞAM NAMAZI ARASINDA OKUNACAK... ARAPÇA BİLMEYENLER İÇİNDE "HİCRİ YILBAŞI" YAZISINDA TÜRKÇE HALİYLE BU DUA VARDIR..
29 Ekim 2010 Cuma
Allah'ım...
Allah’ım, gözlerimin önünde zulme uğradığı halde yardım etmediğim mazlumdan..
Bana defalarca yapıldığı halde karşılığını vermediğim iyilikten..
Benden özür dilediği halde özrünü kabul etmediğim hatalı kardeşimden..
26 Mart 2010 Cuma
Amin.. Amin.. Amin..

Allahım! Sen benim Rabbim, Hâlikım ve İlahım olduktan sonra, iki dünya hayatını kaybetsem de, bütün dünya bana düşman olsa da önem vermem. Çünkü ben Senin mahlukun ve masnuunum. Sonsuz günahlarımla ve insanı mükerrem kılan sair değerlerden uzaklığımla birlikte Senin ile bir intisab cihetim var.
İşte senin böyle bir mahlukunun lisaniyle yalvarıp yakarıyorum; ey Hâlikım, ey Rabbim, ey Razıkım, ey Malikim, ey Musavvirim!
Allahım! Güzel isimlerinin, ism-i azamın, Furkan-ı Hakimin, Habib-i Ekremin, kelâm-ı kadimin, arş-ı azamın, bir milyon kere “kul hüvellahu ehad”ın hürmetine bana merhamet eyle ya Allah, ya Rahman, ya Hannan, ya Mennan, ya Deyyan! Beni bağışla ey Gaffar, Settar, Tevvab ve Vehhab olan Allahım! Beni affet ey Vedud, Rauf, Afuv ve Gafur olan Rabbim! Bana rahmetinle lutfeyle ey Latif, Habir, Semi ve Basir olan Allahım! Günahlarımı affet ey Halim, Alim, Kerim ve Rahim olan Allahım! Bizleri doğru olan yola ilet ya Rab, ya Samed, ya Hâdi. Fazl ve kereminle bana ihsanda bulun ya Bedi, ya Baki, ya Adl, ya Hû! Kalbimi ve kabrimi iman ve Kur'an nuruyla canlandır ya Nur, ya Hak, ya Hayy, ya Kayyum. Ey mülkün sahibi, ey celâl ve kerem sahibi, ey Evvel ve Âhir olan, ey Zâhir ve Bâtın olan, ey Kavi ve Kadir olan! Ey Mevlâm, ey Gafur, ey merhametlilerin en merhametlisi olan Allahım!
Kur'an'daki ism-i âzam ve kâinat kitabındaki büyük sırrın olan Muhammed aleyhissalâtu vesselâm hürmetine bu güzel isimlerinden kalbime, bedenime ve ruhuma ism-i azamın nurlarını saçacak bir pencere aç! Bu sahife kabrimin tavanı olsun ve bu isimler de ruhuma hakikat güneşinin ışınlarını saçacak pencereler olsun!
İlâhi! Kıyamete kadar bu isimlerle dua edecek ebedi bir dilimin olmasını temenni ediyorum. Dolayısıyla, benden sonra şu baki nakışları, geçici olan dilime bedel kabul eyle.
Allahım! Efendimiz olan Muhammed'e salât ve selâm eyle. O salâtla bizi tüm korkulardan ve afetlerden kurtar; bütün günahlarımızdan temizle, bütün günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla, tüm ihtiyaçlarımızı onunla gider. Ey bütün dualara cevap veren Allahım! Ben yaşadığım sürece ve öldükten sonra da her anda bana onun kat katını ver. Bir milyon salât ve selâm ve bunun iki katı ve onun da kat katı efendimiz Muhammed'e, âline, ashabına, ensarına ve etbaına olsun. Bu salavatların her birini, hayatım boyunca işlemiş olduğum günahlarım sayısınca çoğalt. O salâtların her biri vasıtasıyla günahlarımı bağışla, merhamette bulun. Bana rahmetinle muamele et, ey merhametlilerin en merhametlisi olan Allahım!
Bediüzzaman..
18 Mart 2010 Perşembe
Hz. Ali'nin Rabbine Yakarışı...

Ey ihsanı bol Allah'ım!
Sana hamd ederim.
Ey yegane Rab'bim!
Senin önünde eğilirim..
Yücesin kullarından dilediğine sonsuz nimetler verirsin....
Dilediğini hüsrana uğratırsın.
Ey Yaradanım!
Sana sığınırım.
Varlık ve darlık zamanında sana yalvarırım.
Gerçi günahlarım çok fakat senin affın ondan daha büyüktür.
eğer sende beni kapından kovarsan kime sığınırım?
Kimden medet beklerim bana başka kim şefaatci olur?
Senin büyüklüğün önünde boyun eğdim secdeye kapandım.
Beni affına boğ, azabından esirge Allah'ım!
Dünya'dan sıyrılıp huzuruna gelirken beni
Kelime-i Tevhid'den ayırma..
Senin narın da hoş nurunda hoştur.... Senin rahmetinden ümit kesmek ne boştur!
Mal ve oğulların fayda vermediğin o korkunç günde senin affına ulaşmak isterim.
Sen bana yol gösterirsen hiçbir vakit
yolunu şaşırmam.
Eğer senin affın sadece iyilere olacaksa kötüleri kim bağışlayacak?
Belki iyilerden değilim ama en kötülerdende değilim..
Günahım büyük ama affın ondan daha büyük..
Günahlarımı düşündükçe gözlerimden yaşlar dökülüyor.
Sen beni öyle yarattın ki senden başkasına dönemem.
Umudum sensin ama endişem de şudur;
Ya beni kapından kovarsan nereye giderim?
Herkes uykudayken senin şu kulun ellerini açmış sana yalvarıyor!
Bu kulu mahçup etme!
Ey Muhammet Mustafa'yı gönderen Rabbim!
Bizi imandan Kur'an'dan İslam'dan ayırma..
5 Mart 2010 Cuma
İnşirah.. İnşirah.. İnşirah...
BİR İNŞİRAH AYETİ KADAR SANA YÖNELMEYE GELDİM…İnşirâh…İnşirâh…İnşirâh…Hâra düştüm,dilime kan değdi yüreğime od.. Dâra düştüm Ey Rab bana bir inşirah…Ah-u efgânımı bir dinleyiver, bu gece çok karanlık…Katran karası olmuş göğsümü bir açıver…Daraldım…Bir bakıver.. “Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?”(inşirah/1)
Genişlettin ey yar! Dünyadan bunaldığım her vakit, yağmur yağmur yüreğime, damla damla gözlerime düştün.. Semalarda yerim yok bilirim, arşlardan ta ki gönlüme düştün.. Yaralar bedenimde yol çizerken adeta, tuz değil, sen gönlüme tılsım sürdün.. Dünya zemininde ayaklarım kayarken bir bilinmezliğe, tut n’olursun bırakma bilmediğim alemlere…Gece ve ben iki biçâre yine kapındayım.Soluklanmak istiyorum Ya Rab! Gece yeminli konuşmuyor benimle.. Gece küskün bana, yalnız bıraktım onu gelirim diye.. Gitmedim ona Ya Rab! Geceler bensiz geçti, seccadeler eşsiz, yıldızlar yoldaşsız kaldı.. Geceye söz verdim gelirim diye, gitmedim.. İhanetim var ona.. Gece yeminli.. Ben sana bugün yalnız geldim.. Terkedilmiş sevdaların mekanından geliyorum.. Yıllanmış sevgilerin koynundan.. Ayrılıklardan geliyorum.. Yalnızlıktan…Gönlümün tenhasından geliyorum.. Gecenin günahlarımı örtmeyen mahremiyetinden geliyorum.. Dünyanın arkamdan yırttığı gömleğimle.. Kimsenin duymadığı ama kulağımı çınlatan aff sesleriyle geliyorum.. Ademin utangaç bakışlarıyla, Nuh’un terk-i diyarıyla bir yunus affı edasıyla geliyorum.. Daraldım Ya Rab! ‘kabul’ ümidinin ferahlığıyla geliyorum.. Yüreğim üşüyor artık, mahşeri bir yalnızlıkla geliyorum.. Aç Ya Rab n’olursun aç göğsümü tekrar bir köz değdir.. İçimin vahalarından kurtar beni.. İnşirah inşirah inşirah…Ayet ayet genişlet beni..
“Yükünü senden alıp atmadık mı? O senin belini büken yükü .. ”(inşirah/2) Attın ey yar! Ben bilemedim yükümün azaldığını ama sen hafiflettin beni.. Dünyanın omuzlarıma yüklediği bu ağırlık, yüzümü yere düşürmeye başlamışken, bu yükü benden alarak belimi sen doğrulttun.. Rükuya eğilen bir beden senin karşında yüce makama erdi.. Secdeye değen baş, merhametinle sana erdi.. Oysa ben bilemedim.. Kirlenmiş yüreğimle, sözlerimi dünyaya aşina ettim kapıldım bu misafirhanenin işvesine.. Şimdi temaşa bile edemiyorum masivayı.. Aydınlanmıyor gözlerim, yeşermiyor kırık düşlerim.. Yoksa Ey Rab ben, sen olan benliğimi çoktan mı tükettim…Züleyha kadar günahkarım,Yusuf kadar masum olmak isterdim oysa ama ben düştüğüm zindanda ezilecek kadar günah topladım.. Yüküm ağır…Tüm zerrelerim affına sığındı…Mecalsizim, hissizim, bir o kadar da cahilim…Al yükümü Ya Rab n’olursun al belimi büken bu yükü tekrar hafiflet beni.. Doğrult ki beni, yüzüm sana dönebileyim.. Elimi sana açabileyim.. İnşirah inşirah inşirah…Ayet ayet doğrult beni..
“Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi?”(inşirah/4)
Yücelttin ey yar! En şerefli varlık olarak açtım dünyaya gözlerimi.. Mahlukata halife eyledin.. İns-an makamında ruhuma can verdin.. Verdin de ben kıymetimi bilemedim.. Aklımı sürgün ettim mantığın hiç uğramadığı yalancı uğraşlara.. Her mevsim yağmur yağarken ruhuma, nadasa bıraktım kurak gönlümü.. Her insan ektiği biçer değil mi Ya Rab! Günah ektiğim bahçelerde kara güller büyüdü, kokusuz renksiz.. Işığım bir mumun aydınlandığı kadar, verdiğim bir aldığım kadar fakat ben olamadım bir senin bana biçtiğin değer kadar.. Biraz mağrur, biraz bizâr, biraz da kendimi şekva ile geldim.. Değersizliğimi bilerek, mecruh bir hal ile geldim işte…Sen şanımı yüceltirken, ben bir o kadar acziyetimle, nasır tutmuş ayaklarımla, kör olmuş gözlerimle, karalanmış hanemle geldim.. Kalbimi avcuma sıkıştırarak, rengini kimse görmesin diye saklayarak getirdim.. Amansızım, dermansızım, fermansızım.. N ’olurs un Ya Rab yeniden yücelt beni gönül gözümden geçir beni.. Gözyaşına gark eyle beni eyle ki insan bileyim kendimi.. İnşirah inşirah inşirah ayet ayet yücelt beni.. “Yalnız Rabbine yönel.” Hayatın koylarından çıkıp senin limanına yöneldim Yar Rab!Sen ki sana gelmeyene dahi lütfederken, bilirim geri çevirmezsin beni kapından.. Nihayetsiz acziyetimle, dünyevi arzuların kıvrımlarından, yokuşlu yollarından, ben kendimden geçerek sana geldim bu gece.’kün’ diyerek eyleyiverirsin diye bir ferman, ben ahvalimi dökerek sana geldim Ya Rab!.Benim sana anlatmaya halimi kelama ne hacet, sen beni bilirsin benim halim zaten aşikâr.. Kurtar n’olursun bitsin artık bu esaret! Nefsanîyetin haysiyetini huzurda kırmaya geldim.. Bakıp görmeyen gözlerimi sende açmaya, atıp yanmayan kalbimi sende yakmaya, her boşluğa sayan ama her daim seni anmayan dilimi konuşturmaya, sana muhtaçlığın şerefini başıma taç etmeye geldim.. Sevdası her şeyden âlâ n’olursun aç yüreğimi ben senden bir inşirah istemeye geldim…İnşirah inşirah inşirah ayet ayet ferahlamaya geldim.. N’ola ahh n’ola Ya Rab , ben sende kalmaya geldim.. Bir inşirah ayeti kadar sana yönelmeye geldim…
18 Şubat 2010 Perşembe
Dua Üzerine...

Rabb’imiz Mûsa Aleyhisselâm’a sormuştu: “Elindeki nedir?” Mûsa Aleyhisselam ise “Bu asâmdır” demiş ve sonra açıklamıştı, “ona dayanırım, onunla hayvanlarıma yaprak silkelerim ” Pekâlâ, Mûsa Aleyhisselam da biliyordu ki Rabbi elindekinin ne olduğunu bilir Üstelik asânın dayanmaya yaradığını, hayvanlara yaprak silkmekte kullanıldığını, her şeyi bilen Alîm-i Küllî Şey’e ayrıca söylemesi fazla değil mi? Hayır, fazla değil; hatta eksik gibi Çünkü Sevgili’nin huzurunda olunca laf uzatılır, uzatılmak istenir.. Daha çok huzurda kalmak için yeni yeni konular açılır Huzurda iken, konuşulanın ne olduğu önemli değildir; önemli olan konuşmaktır Çünkü konuşmak huzurda kalmayı uzatacaktır Dua da böyledir işte, kulun Rabb’iyle söyleşmesidir İster ayakkabımızın kaybolan bağcığı gibi sıradan bir şey için, ister ebedî hayat gibi en başta gelen hacetimiz için dua etmek Rabb’in huzurunda kalma vesilesidir Mümin için dua etmek, duanın kabul olup olmamasından daha önce gelir Çünkü dua, içeriği ne olursa olsun, sonucu nereye varırsa varsın, Sevgilinin huzurunda kalmaktır Yani ki, duanın kendisi duanın sonucundan önemlidir, önceliklidir...
* * *
Dua ediyor olabilmek de, O’na muhatap olmayı, O’nu muhatap olarak bulmuş olmak gibi eşsiz ayrıcalıkları içerdiğine göre, çok önemli ve öncelikli bir duanın kabul edilmiş halidir.. Dua edemeyen, dua edemediğinin farkında değildir; dua etmek için dua etmek gerektiğini bile bilemez Dua edemeyen, dua edememekle neyi kaybettiğinin farkında değildir; bir şeyi kaybettiğini bilmeyen ise aramaz, aramadıkça bulamaz, bulsa bile eline almaz.. Öyleyse, dua edebiliyor olmakla, nasıl derin bir kuyudan çıkarıldığımızı görelim.. Dua eden adam bilmeli ki, dua ediyor olmakla, kaybettiğini bulmuştur, kaybettiğini bile bilmediği bir kaybını bulmuştur, eksikliğini bile çekemeyecek kadar gafil olduğu bir eksiğini tamamlamıştır.. Birileri hakkında dua etmiş olmalı ki, dua edebiliyor...
* * *
“İnsanları ve cinleri bana ibadet etsinler diye yarattım, beni beslesinler diye değil ”
Kulluk, Rab tarafından rızıklandığını bilmekle başlar İnsanın secdesi tevekkül seccadesinde gerçekleşir.. Kul alnını yere değdirdiğinde, Rabb’inden başka kimseye muhtaç olmadığını kabullenir.. Secde ile sadece kafasını değil varlığını da toprağa indirir.. Rabb’inin kendisine verdiğinden şüphesi olanın secdesi tam değildir; alnı yerde olduğu halde, aklı yukarıda kalmıştır.. “Yalnız Sana kulluk edelim diye yalnız Senden yardım dileriz!” dedirttiğine göre Rabb’imiz, kulluğumuzu O’na yardımmış gibi görmek yerine, O’nun bize yardımı olarak bilmeliyiz...
* * *
“Kim kötü bir iş işler, nefsine zulmeder de, sonra/gecikerek tövbe ederse Allah’ı Gafûr ve Rahîm olarak bulur ” Aziz Mahmud Hudâyî, bu ayeti yorumlarken, tövbenin pek dikkat edemediğimiz bir inceliğine dikkat çeker.. İnsan kötü işi bedeniyle yapar, eliyle gerçekleştirir, açık bir eylem koyar ortaya Tövbe ise dille yapılır, hatta dile gelmeden de yapıldığı olur Hüdâyî Hazretleri, işte bu farkı hatırlatarak, fiilen yapılan isyanın sözle yapılan itaatle affedilmesindeki lütfu gözler önüne seriyor...
* * *
Bir dostumdan duymuştum: “Allah, kendisi için terk ettiğiniz şeyleri terk ettiğinize sizi sevindirsin ” Hayatın özünü yakalayan bir yakarış bu.. Çünkü her an bir tercihte bulunuyoruz; bir tercih bize bin terk edişi yaşatıyor.. Rabb’imizin rızası için tercih ettiklerimiz ne çok terki gerektiriyor.. Bir helâl için bin haramdan yüz çeviriyoruz.. Sözgelimi, bir kadını kendimize helâl ederken, diğerlerini terk ediyoruz.. Bir erkeği kendimize eş seçerken, başka bütün erkeklerden yüz çeviriyoruz.. Eşlerin birbirleri için böylesi sözel ve fiilî dualarda bulunması gerekir.. Başkalarını terk ederek kendisi eş olarak tercih edilen bir kadın ya da erkek, eşini kendisi için terk ettiklerini terk ettiğine memnun etmek için elinden geleni yapmalı..
* * *
Fatiha, dilimize değen en güzel duadır.. Duayı kabul edecek olan Zâtın dilimize dua vermesi, bize yakarış temrinleri yaptırması, O’nun o duaları çoktan kabul etmeye hazır olduğunu gösteriyor değil mi? Dua ile duanın kabulü arasında sadece o duanın dilimize değmesi bahanesi var Adı üzerinde “açılış”tır Fatiha; varlığın yüzünü Var edene çevirir, bize ötelerle “ağız birliği” ettirir.. Bize verileceklerin hepsi Fatiha’da saklıdır; tek Fatiha ile istediklerimiz bize verilse yeter aslında.. Bizi yokluğun dehşetinden alıp kimsenin yapamayacağı iyiliği yapan Rabb’imiz, Fatiha ile kendimiz için neyi istemenin hayırlı olduğunu öğretir bize ve onları kendisinden istetir.. Vermek istemeseydi, ısrarla istememizi ister miydi...
Senai DEMİRCİ
11 Şubat 2010 Perşembe
Aşkınla Öldür Beni...

Ey hiçbir şeyi unutmayan Mevlam!
Seni unutan senin de unuttuğun kullarından eyleme beni!
Ya Tevvab! Ey tövbeleri kabul eden!
Yapmış olduğum tövbeleri kabul et!
Bir daha yapmamak için bana güç ver!
Ya Rahman Ya Rahim Ya Gaffar!
Ey affetmeyi seven ALLAH’ım!
Ne olur ne olur affet beni!..
Sevgimin hatrına bağışla beni yarab!
Ya Kahhar! Ey kahredici ALLAH’ım!
Sevginden mahrum ederek kahretme beni!
Ya Aziz! Beni sevginden yoksun bırakıp da zillete düşürme! Sevginle aziz kıl beni!
Ya Meyyit! Ey öldüren ALLAH’ım! Aşkınla öldür beni!
Ya Bais! Ey dirilten Mevlam! Aşkınla dirilt beni!
Ya Hasib! Ey kullarını hesaba çekici olan ALLAH’ım!
Aşkınla hesaba çek beni!
Ya Kadir! Ey kuvvet ve kudret sahibi!
Bana emanetini ve sevgini taşıyabilme gücü ver!
Ey herşeyi kendine boyun eğdiren!
Kudretinin karşısında boyun büktüm acizim.
Ben sensiz ben bir hiçim aşkınla varet beni yarab!
Ya Samed! Ey kimseye muhtaç olmayan her şeyin kendisine muhtaç olduğu Rabbim!
Sana muhtacım! Nuruna muhtacım! Aşkına muhtacım!
Beni senden ayırma! Beni Aşkından ayırma!
Ya Rafi! Ey hak edenleri yücelten ALLAH’ım!
Aşkınla kendine yücelt beni!
Ya Hadi! Ey hidayete doğru yola erdiren ALLAH’ım!
Yoluna erdir beni! Aşkına erdir yüreğimi!
Ya Gani Ya Muğni! Ey zengin olan zengin eden ALLAH ım!
Asıl zenginlik sevgine sahip olmaktır! Sevginin zengini kıl beni! Aşkının zengini kıl beni!
Ya Nur! Alemleri ve gönülleri aydınlatan
nur üstüne nur olan ALLAH’ım!
Nurunla nurlandır yüzümü
Nurunla nurlandır bedenimi
Nurunla nurlandır yüreğimi...
Ya Sultan! Kendine esir et beni!
Ya Canan! Kendine meftun et beni!
Ya ALLAH!
Ya ALLAH!
Ya ALLAH!
Ey En Büyük Sevgili!
Ben seni çok seviyorum yarabbi ne olur sen de sev beni!
Varsın hiç kimse bilmesin beni
Varsın hiç kimse sevmesin beni
Yeter ki sen sev beni ALLAH’ım yeter ki sen sev beni!....
Amin amin amin..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





